PROJELERİMİZ
İleri Teknoloji: Süperkritik
Katma Değerli Üretim
Süperkritik akışkan ekstraksiyonu (Supercritical Fluid Extraction – SFE), günümüzün en ileri seviye ayırma ve saflaştırma teknolojilerinden biridir. Özellikle karbondioksitin (CO₂) süperkritik koşullarda çözücü olarak kullanıldığı bu yöntem; gıda, ilaç, kozmetik ve biyoteknoloji sektörlerinde yüksek katma değerli bileşenlerin elde edilmesini mümkün kılmaktadır.
Projemiz, bu yenilikçi yöntemin tarım, gıda ve sağlık temelli sanayilerde etkin kullanımına odaklanmakta; hem akademik bilgi birikimi hem de ticari ölçekli üretim kapasitesiyle öncü bir rol üstlenmektedir.
Şekil 1: Süperkritik Akışkan Ekstraksiyonu (SFE) sürecinin blok diyagramı.
Gıda Güvenliği
Süperkritik CO₂ ekstraksiyonunun en önemli avantajı, çözücü olarak kullanılan CO₂’nin toksik olmaması, süreç sonunda kolayca uzaklaştırılabilmesi ve çevre dostu bir üretim süreci sağlamasıdır.
Bu yöntemle elde edilen özler solvent kalıntısı içermediği için özellikle gıda güvenliği ve farmasötik kalite açısından uluslararası standartları karşılamaktadır. Ayrıca sıcaklık ve basınç parametrelerinin hassas kontrolü, ısıya duyarlı bileşiklerin (örneğin karotenoidler, fenolikler, uçucu yağlar) zarar görmeden saflaştırılmasını sağlayarak ürünlerin biyolojik etkinliğinin korunmasına imkân tanımaktadır.
Projemiz kapsamında özellikle tarımsal yan ürünlerin ve atıkların yeniden değerlendirilmesi öncelikli hedefler arasındadır. Havuç kabuklarından β-karoten, domates posasından likopen, üzüm çekirdeklerinden polifenoller veya aromatik bitkilerden uçucu yağlar gibi stratejik bileşenlerin çıkarılması, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ticari değer açısından kritik fırsatlar yaratmaktadır.
Bu yaklaşım, döngüsel ekonomi prensipleriyle uyumlu olup, atığı minimize eden ve katma değeri maksimize eden bir üretim modeli ortaya koymaktadır.
Küresel Pazar Potansiyeli
Ticari boyutta değerlendirildiğinde, süperkritik CO₂ ekstraksiyonuyla elde edilen doğal özlerin dünya pazarında güçlü bir karşılığı bulunmaktadır. Doğal renk vericiler (örneğin β-karoten), antioksidanlar (örneğin tokoferoller), fonksiyonel gıda bileşenleri ve farmasötik ara ürünler hem yüksek talep gören ihracat ürünleri hem de stratejik öneme sahip hammaddeler arasındadır.
Küresel ölçekte “clean-label” yani doğal ve katkısız ürünlere olan yönelim arttıkça, bu teknolojinin sunduğu çözümler giderek daha kritik hale gelmektedir.
Akademik Katkı ve Ar-Ge
Akademik boyutta ise proje, üniversiteler ve araştırma merkezleriyle iş birlikleri çerçevesinde yürütülmektedir. Basınç, sıcaklık ve süre parametrelerinin optimize edilmesi, farklı bitkisel kaynaklarda ekstraksiyon verimliliğinin karşılaştırılması, elde edilen ürünlerin biyokimyasal analizlerinin yapılması gibi çalışmalar, projenin bilimsel yönünü güçlendirmektedir.
Bu sayede literatüre katkı sağlayacak yayınlar üretilmekte, aynı zamanda teknolojinin yeni alanlara adaptasyonu için sağlam bir bilimsel temel oluşturulmaktadır.
![]()
Doğal kaynakları ileri teknolojiyle işleyerek atıktan değere, bilimden pazara uzanan sürdürülebilir bir kalkınma modeli oluşturuyoruz.
Stratejik Yatırım ve Kârlılık
Yatırım ve işletme perspektifinden bakıldığında, süperkritik ekstraksiyon tesisleri yüksek teknoloji gerektiren altyapılar olsa da, orta ve uzun vadede yüksek kârlılık ve rekabet avantajı sunmaktadır. Kurulacak entegre tesislerde süperkritik ekstraksiyon hatlarının yanı sıra freeze-dry, kurutma ve paketleme üniteleri de yer alacak; bu entegrasyon, ürün çeşitliliğini artırarak hem iç hem de dış pazarda güçlü bir ticari portföy oluşturmayı mümkün kılacaktır.
Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik
Enerji verimliliği ve çevresel sürdürülebilirlik de projemizin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. CO₂’nin döngüsel olarak sürekli kullanımı, sürecin sonunda atmosfere ek yük getirmemekte; atıkların değerlendirilmesi ise karbon ayak izini azaltmaktadır.
Bu bağlamda proje, hem iklim yasaları hem de AB Yeşil Mutabakatı standartlarıyla tam uyumlu bir çerçevede yürütülmektedir.
Yüksek Teknolojiyle Güçlü Yarınlar
Proje yalnızca teknolojik bir yatırım değil; aynı zamanda bilimsel yenilik, ticari fırsat ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birleşimi niteliğindedir.
Türkiye’nin tarımsal üretim gücünü ileri teknolojiyle buluşturarak yüksek katma değerli ürünler üretmeyi, küresel pazarlarda güçlü bir konum elde etmeyi ve bölgesel kalkınmaya öncülük etmeyi amaçlamaktadır.
