Blog
Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları
MAYIS 2025
İklim Değişikliği ve Türkiye
Genel Durum ve Yerel Yönetimler Açısından Önemi
Türkiye, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ve son dönem bilimsel çalışmalar doğrultusunda, iklim değişikliğine karşı en kırılgan bölgelerden biri olan Doğu Akdeniz Havzası içerisinde yer almaktadır.
Mevcut projeksiyonlara göre, 2100 yılına kadar ülke genelinde ortalama sıcaklıklarda artış beklenmektedir. Bu artışla birlikte; aşırı hava olayları, taşkınlar, kuraklık, hava kirliliği ve orman yangınları gibi birçok çevresel riskin daha sık ve daha şiddetli yaşanacağı öngörülmektedir.
Grafik 1: G20 Climate Risk Atlas – Turkey, 28 Mayıs 2021.
İklim değişikliği, çevresel boyutunun ötesinde; ekonomik kalkınma, sosyal bütünlük, kentsel altyapı ve hizmet sunumu açısından çok yönlü bir risk unsuru haline gelmiştir.
‘’
İklim değişikliği ile mücadelenin yalnızca ulusal politikalarla değil, yerel yönetimlerin katkısıyla şekillenen bütüncül bir strateji çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Şehirler ve İklim Değişikliği
Yerel Ölçekte Sorumluluk ve Fırsatlar
Küresel ölçekte enerji tüketimine bağlı sera gazı emisyonlarının yaklaşık %60’ı şehirlerden kaynaklanmaktadır. Bu durum, kentlerin iklim değişikliğinin hem nedeni hem de çözümünde merkezi bir rol üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Şehirler, bir yandan iklim değişikliğinin etkilerinin artmasına ciddi oranda katkı sağlarken bir yandan da iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı olunması açısından birçok fırsat sunmaktadır.
Her il özelinde hazırlanacak İklim Değişikliği Eylem Planları (İDEP), şehirlerin iklim krizine yönelik azaltım ve uyum politikalarını yapılandırmasına olanak sağlamaktadır. Özellikle nüfusun büyük çoğunluğunun kentlerde yaşıyor olması, bu planların hazırlanmasını her zamankinden daha önemli bir zorunluluk haline getirmektedir.
İklim değişikliği; yerel idarelerin sorumluluk alanında yürüttüğü faaliyetleri, sunduğu kamu hizmetlerini ve kentsel altyapı sistemlerini doğrudan etkilediğinden, şehirler iklim değişikliğiyle mücadelede en öncelikli düzeyde etkileniyor ve çözümün bir parçası olmak zorundadır
İklim Değişikliği: Yeni Nesil Bir Yönetişim Krizi
İklim değişikliği, günümüzde yalnızca çevresel bir tehdit olarak değil; yerel yönetimlerin tüm hizmet yapısını, bütçesini ve karar alma süreçlerini doğrudan etkileyen çok boyutlu bir yönetişim krizi olarak değerlendirilmektedir.
Yakın gelecekte yerel idareleri; artan iklim risklerine karşı hazırlık yapma, sınırlı kaynakları daha verimli kullanma ve kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlama gibi önemli sorumluluklar beklemektedir.
Yerel idarelerin iklim krizine karşı kurumsal dayanıklılığını artırmak açısından aşağıda yer alan adımlar kritik öneme sahiptir:
Yerel düzeyde hazırlanacak olan Eylem Planları, sadece yerel bir çaba olarak değerlendirilmeyecek ve Türkiye’nin güncel iklim politikalarına, uluslararası sözleşmeler doğrultusunda belirlediği hedeflerine ve Ulusal Katkı Beyanları’ndaki taahhütlerine ulaşma sürecini destekleyecektir.
‘’
İklim değişikliği artık yalnızca bir çevre sorunu değil, belediyenin tüm hizmet yapısı ve bütçesini doğrudan etkileyen bir yönetişim krizidir.
Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı Uygulamaları
Ulusal ve Uluslararası Yaklaşımlar
Yerel iklim değişikliği eylem planları, çerçevesi genel olarak tanımlanmış, ancak uygulanması bakımından farklı yöntem, yaklaşım ve isimlendirmelerle şekillendirilebilen bütüncül planlama araçlarıdır.
Bu planlama süreçlerinden uluslararası düzeyde en yaygın olanı, SECAP (Sustainable Energy and Climate Action Plan – Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı) yaklaşımıdır. SECAP, Avrupa Birliği’nin Belediye Başkanları Sözleşmesi (Covenant of Mayors) kapsamında geliştirilmiş ve belediyelere:
- Emisyonlarını Tespit Etme ve Azaltma
- İklim Değişikliğine Uyum Sağlama
- Enerji Verimliliği Politikaları Geliştirme
- Enerji ve İklim Temelli Yerel Diyalog
alanlarında stratejik eylem planları hazırlama sorumluluğu getiren gönüllü bir uygulama modelidir.
SECAP’ın yanı sıra günümüzde yerel idareler tarafından iklim değişikliğine karşı azaltım ve uyum stratejileri ile bunlara ilişkin eylem planlarını içeren birçok detaylı çalışma yürütülmekte ve plan belgeleri yayımlanmaktadır.
Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları (YİDEP)
Yasal Çerçeve ve Planlama Yaklaşımı
İklim Kanunu taslağının kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları (YİDEP) hakkında bir yönetmelik taslağı hazırlanarak görüşe açılmıştır.
Söz konusu Yönetmelik incelendiğinde, İklim Değişikliği Başkanlığı’nın yerel ölçekte faaliyet gösteren idareler tarafından, iklim değişikliği eylem planlarının düzenli, sistematik ve izlenebilir bir yapıda hazırlanmasını, uygulanmasını ve değerlendirilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır.
Yerel iklim eylem planları, temel olarak 2 alt başlıktan oluşmaktadır:
Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Envanter Oluşturulması
Alt başlıklardan ilki hem şehir ölçeğinde hem de yerel idarenin kurumsal olarak kendisinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ölçülmesi ve buna ilişkin bir envanter oluşturulmasıdır. Hazırlanan envanter; emisyonların azaltımı hedeflerinde, öncelikli eylemler ve stratejilerle eylem planlarına bir alt yapı oluşturmaktadır.
Uyum Kapasitesinin Belirlenmesi ve Eylem Planlaması
Alt başlıklardan ikincisi ise iklim değişikliğinin yerel ölçekteki etkilerine karşı şehirlerin uyum kapasitesinin belirlenmesi, değerlendirilmesi, buna yönelik uyum önlemleri ile stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulama eylem planlarının hazırlanmasıdır.
‘’
Yerel ölçekte hazırlanacak iklim değişikliği planı, yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesini değil; şehirlerin geleceğini bilimsel, dirençli ve sürdürülebilir temellerle yeniden inşa edilmesini sağlayacaktır.
YİDEP’in Yerel Yönetimlere Sağladığı Katma Değerler
Bilimsel Tabanlı Durum Tespiti
YİDEP süreci, her şehrin iklim değişikliğine karşı mevcut durumunun bilimsel verilerle analiz edilmesini sağlar. Bu veriler sayesinde, yerel idareler gelecekte karşılaşabileceği iklim kaynaklı risklere karşı kamu hizmetlerini daha dirençli ve planlı biçimde organize etme imkânı elde eder.
Sosyal Belediyeciliğin Güçlenmesi
Planlama süreciyle birlikte, iklim risklerine karşı en hassas mahalle ve ilçeler belirlenir. Bu kapsamda yerel idarelerin kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı politikalar üreterek sosyal belediyecilik anlayışı güçlendirilir. Eylem planı yapılan şehir, ulusal olarak diğer şehirler arasında ön plana çıkması ve adını örnek uygulamalar ile birlikte anılma fırsatı da elde eder.
Emisyon Azaltımı ile Kurumsal Verimlilik
Yerel iklim eylem planları kapsamında; belediyenin kendi faaliyetlerinden, bağlı ortaklıklarından ve iştiraklerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları detaylı biçimde hesaplanmaktadır. Bu hesaplamalara, şehir genelindeki diğer sektörlerden kaynaklanan emisyonlar da dâhil edilmektedir.
Elde edilen verilerle, şehre özgü bir sera gazı emisyon envanteri oluşturulmakta; bu envanter, emisyon yoğunluğu yüksek olan sektörlerin belirlenmesini sağlamaktadır. Her bir sektör için ayrı ayrı geliştirilen azaltım stratejileri, bilimsel analizlere dayalı ve uygulanabilir niteliktedir.
Bu stratejik planlama süreci, belediyeler için çok yönlü bir verimlilik artışını da beraberinde getirmektedir. Örneğin, belirli bir hizmet binasında enerji tüketiminin yüksek olduğu tespit edildiğinde; bu bina özelinde yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği önlemleri veya çalışan farkındalığına yönelik eylemler aşamalı olarak planlanabilir.
Sonuç olarak, yerel yönetimler açısından hem maliyet avantajı sağlanmakta, hem de çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde adım adım dönüşüm gerçekleşmektedir.
Altyapı Dayanıklılığı ve Hizmet Sürekliliği
Yerel iklim eylem planları kapsamında; belediyenin kendi faaliyetlerinden, bağlı ortaklıklarından ve iştiraklerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları detaylı biçimde hesaplanmaktadır. Bu hesaplamalara, şehir genelindeki diğer sektörlerden kaynaklanan emisyonlar da dâhil edilmektedir.
Elde edilen verilerle, şehre özgü bir sera gazı emisyon envanteri oluşturulmakta; bu envanter, emisyon yoğunluğu yüksek olan sektörlerin belirlenmesini sağlamaktadır. Her bir sektör için ayrı ayrı geliştirilen azaltım stratejileri, bilimsel analizlere dayalı ve uygulanabilir niteliktedir.
Bu stratejik planlama süreci, belediyeler için çok yönlü bir verimlilik artışını da beraberinde getirmektedir. Örneğin, belirli bir hizmet binasında enerji tüketiminin yüksek olduğu tespit edildiğinde; bu bina özelinde yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği önlemleri veya çalışan farkındalığına yönelik eylemler aşamalı olarak planlanabilir.
Sonuç olarak, yerel yönetimler açısından hem maliyet avantajı sağlanmakta, hem de çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine uygun şekilde adım adım dönüşüm gerçekleşmektedir.
Belediyeler İçin Stratejik Bir Yol Haritası
Yerel iklim eylem planları, yalnızca mevcut durumu analiz etmekle kalmaz; aynı zamanda yerel yönetimlere uzun vadeli ve stratejik bir yol haritası sunar. Bu yol haritası, emisyonların azaltılması ve iklim değişikliğine uyum sağlanması hedefleri doğrultusunda yapılandırılmış bütüncül bir planlama sürecini içerir.
Bu yapı sayesinde belediyeler, yalnızca plan üretmekle kalmaz; aynı zamanda uygulamaları düzenli olarak izleyebileceği, gerektiğinde güncelleyebileceği ve sonuçlarını ölçebileceği dinamik ve sistematik bir yönetim çerçevesi benimser.
Sonuç olarak YİDEP, yerel yönetimlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli, hesap verebilir ve sürdürülebilir çözümler üretmesini sağlayan stratejik bir rehbere dönüşür.
Katılımcı ve Çok Paydaşlı Planlama Süreci
Yerel iklim eylem planları hazırlanırken kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yerel halktan birçok farklı aktör çalışmalara katılım sağlamakta ve süreçler yerel düzeyde iş birliği içerisinde yürütülmektedir.
Bu çok paydaşlı yapı sayesinde:
- Eylem planları yerel gerçekliğe uygun şekilde şekillendirilir,
- Uygulanabilirlik ve toplumsal kabul düzeyi artırılır,
- Kamu ile özel sektör arasında iş birliği kültürü gelişir,
- Katılımcı belediyecilik anlayışı güçlenir.
Bu yaklaşım, hem teknik doğruluk hem de sosyal kapsayıcılık açısından güçlü bir zemin sunar.
Uluslararası Görünürlük ve Sürdürülebilir Finansmana Erişim
Yerel iklim eylem planları, belediyelerin yalnızca yerel ölçekte değil, aynı zamanda uluslararası alanda da görünürlüğünü artıran stratejik bir araçtır. Bu sayede:
Yerel idareler, dünya genelindeki diğer şehirlerle diyalog kurma ve iş birliği geliştirme fırsatı yakalar.
Farklı ülkelerden yerel yönetimlerle bilgi, deneyim ve iyi uygulama örnekleri paylaşılabilir.
Uluslararası sürdürülebilirlik hibeleri ve finans kaynaklarına erişim kolaylaşır.
Planlama süreçleri, küresel iklim standartlarıyla uyumlu hale gelir.
Ayrıca, bu iş birlikleri sayesinde şehirlerin altyapı hizmetleri; stratejik, çevre dostu ve iklim dirençli yaklaşımlarla güçlendirilir. Böylece, kentin tüm nüfusuna sürdürülebilir ve kesintisiz kamu hizmeti sunulması mümkün hale gelir.
2053 Hedefi Yolunda Stratejik Hazırlık
Yerel iklim eylem planları, yalnızca çevresel bir gereklilik değil; aynı zamanda yerel idareler için stratejik bir yönetim aracıdır. Türkiye, 2053 yılına yönelik karbon nötr hedefi doğrultusunda iklimle ilgili pek çok alanda yasal çerçeveler oluşturmakta ve bu süreci kararlılıkla ilerletmektedir. Bu kapsamda; yerel idarelerin şu aşamada sistematik ve kurumsal şekilde planlamalara başlaması, değişen ve gelişen bu sürece daha hızlı entegre olmalarını ve verimliliklerini artırmalarını sağlayacaktır.
Dinamik ve Performans Odaklı Süreç Yönetimi
Yerel iklim eylem planları yalnızca stratejik hedeflerin belirlenmesiyle sınırlı kalmaz; aynı zamanda bu hedeflere yönelik geliştirilen eylemlerin uygulanabilirliği, başarısı ve sürdürülebilirliği açısından düzenli olarak izlenmesini ve değerlendirilmesini de kapsar.
Bu çerçevede:
- Hazırlanan planlar, belirli dönemlerde performans göstergeleri üzerinden takip edilir,
- Uygulama sonuçları analiz edilir,
- Gerektiğinde hızla revize edilerek güncellenir.
Bu yaklaşım sayesinde, belediyeler daha esnek, sonuç odaklı ve güncel verilere dayalı bir yönetim modeli geliştirir. YİDEP’in sunduğu bu yapı, sürekli gelişen çevresel koşullara ve toplumsal ihtiyaçlara proaktif şekilde yanıt verme kapasitesi oluşturur.
YİDEP’in Ana Başlıkları
Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Envanter Oluşturulması
Yerel iklim eylem planlarının ilk ana bileşeni, şehir ve belediye kaynaklı sera gazı emisyonlarının detaylı biçimde tespit edilmesi ve bir emisyon envanteri oluşturulmasıdır.
Bu envanter kapsamında:
- İlk aşamada, belediyenin kendi bünyesinde yürüttüğü faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı emisyonları analiz edilir. Bu kapsamda; belediyeye ait binalar, bağlı ortaklıklar, iştirakler, hizmet ekipmanları ve çeşitli tesislerden kaynaklı emisyonlar değerlendirilir. Aynı zamanda, belediye dışı kaynaklardan, yani şehir ölçeğinde yer alan üçüncül sektör faaliyetlerinden doğan emisyonlar da hesaplamaya dahil edilir. Bunlar arasında ticari binalar, konutlar, diğer özel yapılar ile sanayi atıklarının sistemlerinin neden olduğu emisyonlar yer alır. Endüstriyel tesislerden kaynaklanan emisyonlar ise, talebe bağlı olarak ayrıca raporlanabilir.
- İkinci aşamada, şehir içi ulaşım faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları ele alınır. Bu kapsamda; özel araçlar, ticari taşıtlar ve toplu taşıma sistemlerinden oluşan karayolu taşımacılığı değerlendirme sürecine dahil edilir. Ayrıca kentlerde mevcut olan kentsel demiryolu sistemleri ve, varsa, kent içi denizyolu taşımacılığı gibi diğer ulaşım modlarından kaynaklanan emisyonlar da bu hesaplamalarda dikkate alınır.
- Son olarak, şehirlerin atık yönetimi süreçlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları değerlendirilir. Bu kapsamda; atık su arıtma ve deşarj işlemleri, katı atıkların depolanması ve bertaraf edilmesi gibi pek çok alt başlık altında ortaya çıkan emisyonlar detaylı biçimde hesaplanır.
Yapılacak tüm emisyon hesaplamaları, bir envanter haline getirilmekte ve elde edilen verilerin detaylı analizleri yapılmaktadır. Yapılan analizler neticesinde, emisyonu yoğun olan başlıklar için özelleştirilmiş emisyon azaltım stratejileri belirlenmekte ve bu stratejilerin hayata geçirilmesi için uygulanabilir eylem planları sunulmaktadır.
Şehrin İklim Değişikliğine Karşı Uyum Kapasitesinin Belirlenmesi
Yerel iklim eylem planlarının ikinci temel bileşeni, şehrin iklim değişikliğine karşı mevcut uyum kapasitesinin belirlenmesidir. Bu kapsamda, seçilen şehirde risk ve etkilenebilirlik analizleri gerçekleştirilir.
Yapılan değerlendirmeler sonucunda, her şehir için en kritik iklim riski başlıkları (örneğin; kuraklık, taşkın riski, habitat kaybı gibi) tanımlanır ve kırılganlık haritaları oluşturulur.
Elde edilen veriler doğrultusunda, hem sektörel hem de bölgesel düzeyde uygulanabilecek uyum önlemleri geliştirilir. Bu önlemler, uygulanabilirlik ve kabul edilebilirlik kriterlerine göre önceliklendirilir, gerekli kaynak tahsisleri ve zaman çizelgeleri ile birlikte detaylı planlama yapılır.
Planların uygulanabilirliğini artırmak adına, yerel idarenin mevcut kurumsal kapasitesi analiz edilir. Aynı zamanda, belirlenen eylemlerin başarısını izlemek amacıyla performans göstergelerine dayalı bir izleme-değerlendirme sistemi oluşturulur. Bu yapı sayesinde süreç esnek bir şekilde yönetilir ve gerektiğinde planlarda güncellemeye gidilebilir.
Bunun yanı sıra, eylem planlarının kapsamı şehir hakkında güncel istatistiksel verilerin (nüfus, demografi, iklim, kültür, turizm, ticaret, sanayi, şehir planlaması gibi) derlenmesini ve yerel idarenin yasal sorumluluk alanlarının iklimle ilişkili olarak tanımlanmasını da içermektedir. Böylece belediyeler, iklim gündemine ilişkin mevzuat ve politika çerçevesinde kendi rollerini daha açık bir şekilde değerlendirme imkânına sahip olur.
‘’
Yerel İklim Eylem Planları yalnızca bir plan değil, belediyelerin kapasitesini yükseltecek bir kurumsal dönüşüm yol haritasıdır.
